Hedeflere hassasiyet ve hızla ulaşın.
Soru açıktı: “Engelli bireyleri herhangi bir şeye benzetmek isteseniz bu ne olurdu?” İlkokul ve ortaokul kademelerinde görev yapan öğretmenler bilir, bu tür çalışmalarda sorunun ardından sınıfta bir uğultu başlar. Soruyu anlamlandırmaya çalışanlar, hemen bir cevap verme telaşına düşenler, sesli düşünenler…
Böyle bir heyecanla çizimlerine başladı benimkiler de. Süre bitti, çizimler önümdeydi. Çarpıcı olan birkaç görseli paylaşmak isterim. Resim-1’de tek yaprağı düşen bir çiçek, Resim 2’de kapaksız bir tencere görseli var. Resim 3’te ise yardım isteyen, üzgün bir yüz ifadesi olan denize elini uzatan, yine üzgün bir güneş var.
Tam üzerinde ise tekerlekli sandalyede kuşlarla birlikte gökyüzünde uçan bir kız çocuğu… Burada paylaşmadığım çizimler de pek farklı değil: Kırık cam sürahi, yarısı bitmiş ilaç kutusu, hapishanede kalmış bir figür…
Engellilerin fikirleri, beklentileri, hakları sağlamcılıkta yer edinmez. Tam da bu sebeple ayrımcıdır. Maalesef ki çocukların çizimleri de sağlamcı bakışın izlerini taşıyordu. Ayrımcıydı. Çizimleri üzerine henüz konuşmadım onlarla.
Sürecin sonunda bu çizimleri kendileri yorumlayacaklar ve isterlerse yeni metaforlar geliştirecekler. Şu sıralar farklılıklar üzerine düşünüyoruz. Farklı olduğu için kendini ayrıcalıklı hissedenler ve dışlandığını düşünenler ayrı saflarda dizili. Meselemiz bu safları aynı potada eritmek. Farklılığın karar mekanizmalarını, toplumsal normları, insan hakları odağında düşünmek ve çözüm yolları geliştirmek. Nihayetinde etkin yurttaşlık bilincine ermek.


Bu, öğretmenler için derin ve uzun soluklu bir kazı. Dolayısıyla öğretmenlerin bu alanda çalışan kişi, kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde olmaları süreci daha etkili kılabilir. Engellilik üzerine çalışan sivil toplum kuruluşları, dernekler ve vakıflarla temas kurulabilir, yayın ve çalışmalarından yararlanılabilir. Özellikle İstanbul Bilgi üniversitesinin Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Birimi bu alanda önemli çalışmalar yapıyor.
